Günün sonunda birkaç dakika: ne aldım, ne verdim, neyi fark ettim? Şükran, Naikan, Stoacı ya da geriye sarma üslubuyla; yazdıkların yalnızca cihazında kalır.
Günü kendine hesap vererek kapatmak, birbirinden habersiz pek çok geleneğin ortak pratiğidir. Tasavvufta buna muhasebe-i nefs denir; Muhâsibî ve Gazâlî akşam günü gözden geçirmeyi, sabah da müşârata, yani güne niyetle başlamayı öğütler. Japonya'da Yoshimoto İshin'in Naikan'ı üç soru sorar; Seneca her akşam kendine günün hesabını sorardı; Rudolf Steiner günü sondan başa doğru bir film gibi izlemeyi önerdi. Akşam Muhasebesi bu dört üslubu tek yerde toplar.
En iyi zaman yatmadan önceki sakin anlardır. Günü yorgun bitirdiysen yalnızca Şükran üslubu yeterli; daha derin bir bakış istersen haftada bir Naikan'ın üç sorusunu tek bir kişiyi düşünerek yanıtlayabilirsin. Düzenli yapıldığında kendi alışkanlıklarını ve tepkilerini görmek kolaylaşır.
Muhasebe-i nefs, Hâris el-Muhâsibî (ö. 857) ve Gazâlî'nin İhyâ'sında ayrıntılı anlatılır. Naikan'ı 1940'larda Yoshimoto İshin geliştirdi; Seneca akşam incelemesini Öfke Üzerine'de (III.36) anlatır; Ignatius'un günlük Examen'i ve Steiner'in geriye doğru gözden geçirmesi de aynı ailedendir. Şükran günlüklerinin iyi oluşa küçük ama tutarlı bir katkısı araştırmalarla destekleniyor; Naikan ve Stoacı pratikler üzerine çalışmalar daha sınırlı. Bu bir tedavi değil, bir farkındalık alışkanlığıdır.
Muhasebe kendini suçlamak değil, olanı görmektir. Naikan'ın üçüncü sorusu ("başkalarına ne zahmet verdim?") suçluluk yaratıyorsa atla; istismar yaşadıysan bu soruyu hiç yanıtlama. Ağır bir yük hissedersen Güvenli Kapı'yı kullan ya da bir uzmanla konuş.