Solfej frekansları
Solfej frekansları, belirli tonların belirli niyetlerle eşleştirildiği bir dinleme geleneğidir. Buradaki on beş kayıt o tonların üzerine kurulmuş, yavaş ve sade ses dokularıdır. Birini seçip dinlersin; her birinin kısa açıklaması seçtiğinde görünür.
"Solfej" adı on birinci yüzyıla, Guido d'Arezzo'nun bir ilahinin hece başlarından türettiği nota adlarına (ut, re, mi, fa, sol, la) uzanır. Bugün internette dolaşan 396, 417, 528, 639, 741 ve 852 Hz dizisi ise çok daha yeni: 1990'larda Joseph Puleo ve Leonard Horowitz'in çalışmalarıyla yayıldı. Yani "kadim frekanslar" anlatısı tarihsel olarak tartışmalı; bunu baştan söylemek daha dürüst.
432 Hz meselesi de benzer. Günümüzde orkestralar la notasını 440 Hz'e akort eder; bu, yirminci yüzyılda kabul edilmiş bir standart. 432'ye akortlu müziği daha yumuşak bulan dinleyiciler var. Bu bir zevk farkı, kanıtlanmış bir sağlık etkisi değil.
Sakin ve uzun bir sesi dinlemek gevşemene, nefesini yavaşlatmana ve dikkatini toplamana yardım edebilir. Bu, sesin frekansından çok senin durup dinlemenle ilgili.
Frekansların hücreler, DNA ya da hastalıklar üzerinde özel bir etkisi olduğu bilimsel olarak gösterilmemiştir. Kayıtların yanındaki açıklamalar geleneğin o tona ne anlam yüklediğini anlatır; tıbbi bilgi değildir.
Bu birkaç dakikayı yalnızca dinlemeye ayırıyorum. Sesin beni taşımasına izin veriyorum.
Yüksek ses daha etkili değildir; kulağını yorar.
Kulak çınlaman varsa tiz kayıtlar rahatsız edebilir. Daha pes olanları dene ya da ara ver.
Not: Buradaki pratikler dinlenmek ve kendine dönmek içindir; tıbbi tavsiye, teşhis ya da tedavi değildir. Bir sağlık sorunun varsa ya da ilaç kullanıyorsan hekiminin söylediği geçerlidir. Pratik sırasında kendini kötü hissedersen bırak.